Vallaha Nasıl Yazılır? TDK ve Farklı Yaklaşımlar
Dil, sürekli evrilen bir yapıdır. Herkesin farklı kelimeleri, ifadeleri kullanma biçimi, o dilin dinamiklerini ve kültürünü yansıtır. “Vallaha” gibi halk arasında sıkça duyduğumuz bir kelime de tam bu noktada karşımıza çıkıyor. Ancak bu kelimenin doğru yazılışı, özellikle Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından belirlenen kurallar ile halk arasında kullanılan şekiller arasındaki farklar, farklı bakış açılarıyla ele alınabilecek ilginç bir konu. Konya’da yaşayan, mühendislik ve sosyal bilimlere meraklı bir genç olarak, bu soruya her iki bakış açısıyla yaklaşmayı deneyeceğim.
Mühendis Gözlüğüyle: Dilin Kuralları ve Standartlar
İçimdeki mühendis, her zaman düzeni sever. Bilimsel yaklaşımı benimseyerek, “Vallaha” kelimesinin doğru yazılışını anlamaya çalıştığında, hemen Türk Dil Kurumu’nun (TDK) verdiği standartlara odaklanırım. TDK’ye göre doğru yazım “Vallahi” şeklindedir. Bu yazım, Arapçadan geçmiş olan “vallahi” kelimesinin Türkçeye uyarlanmış halidir. Kelime, “Allah’a yemin ederim” anlamında kullanılır ve Arapçadaki “wallahi”nin Türkçeye adapte edilmiş biçimidir.
Buradaki analizim, dilin gelişimi ve evrimi üzerinden ilerliyor. Eğer “Vallaha”yı kullanıyorsak, bu dilin yapısına karşı duyarsız bir yaklaşım olabilir. Dil, toplumsal ve kültürel bir ürün olarak, doğru yazımın belirlenmesi adına kurallar ve standartlar ortaya koyar. TDK’nin belirlediği bu kurallara uyulması, dilin düzgün ve anlaşılır bir şekilde kullanılmasını sağlar. Mühendislikteki gibi, bir formülün doğru olması gerektiği gibi, dilde de kuralların doğru bir şekilde uygulanması gerekiyor. TDK’yi kabul ediyorsak, yazımda da kesinlikle doğru olmalıyız.
İnsan Tarafı: Dilin Esnekliği ve Halkın Kullanımı
Ancak içimdeki insan tarafı da boş durmaz. Dil, yalnızca kurallara ve mantığa dayanmaz. Dil, toplumun bir yansımasıdır ve insanlar, dilde kendi özgünlüklerini, duygularını ve kimliklerini ifade etmek isterler. Halk arasında “Vallaha” kullanımı, oldukça yaygın ve aslında çok da yanlış bir şey değil. İnsanlar, kelimeleri ve ifadeleri bazen kendi rahatlıklarına göre değiştirir, özelleştirir. “Vallaha”nın yanlış olup olmadığı meselesi, dilin yaşamla olan ilişkisini gözler önüne seriyor. İnsanlar, yazım hatalarından ya da kurallarından çok, duygu ve ifadelerini doğru bir şekilde aktarmaya çalışıyorlar.
Konya sokaklarında yürürken, kahveciyle sohbet ederken ya da bir arkadaşla dertleşirken, “vallaha” derken kimse TDK’ye başvurmaz. Dil, burada insanların günlük yaşamlarında, rahatça ve samimi bir şekilde kullandığı bir araçtır. “Vallaha” kelimesi, bir duygunun yoğunluğunu, samimiyetini ve içtenliğini taşıyan bir söylem olabilir. Bence burada önemli olan, kelimenin iletişimdeki rolü ve insanların birbirleriyle kurduğu bağ. “Vallaha”yı kullananlar, aslında sadece bir kelime söylemiyorlar; duygu ve samimiyet de iletişimin bir parçası oluyor.
TDK’nin Kuralcı Duruşu ile Halkın Kullanımı Arasındaki Çatışma
Burada asıl ilginç olan, içimdeki mühendis ve içimdeki insan arasındaki çatışmadır. Mühendis olarak, dilin kurallarına sadık kalmam gerektiğini savunuyorum. “Vallaha”nın yanlış yazıldığını kabul ediyorum ve “Vallahi”nin doğru bir kullanım olduğunu düşünüyorum. Ama içimdeki insan tarafı, dilin yalnızca kurallarla sınırlı olmadığını söylüyor. Dilin esnekliği, toplumsal bir yapıyı ve bireylerin özgünlüğünü ifade edebilmesinin önünü açar. “Vallaha”nın halk arasında bu şekilde kullanılması, bir nevi dilin yaşamla uyumlu bir biçimde evrildiğini gösteriyor.
İstanbul’dan Konya’ya, Anadolu’nun farklı köylerine kadar, bu kelimeyi çeşitli şekillerde duymak mümkün. O zaman sorulması gereken soru şu: Dilin doğru kullanımı ne kadar önemli? Ve doğru yazım kuralları ile halkın kullanımındaki farklılık ne kadar bir tehdit oluşturur? Bu noktada, her iki taraf da kendi doğruluğunda haklıdır. Mühendislikte her şeyin net ve kesin olması gerektiği gibi, dil de bazı kurallara göre doğru olmalı; ancak dil, aynı zamanda toplumun, halkın ve bireylerin bir aracıdır. Bu nedenle dilin esnekliğine saygı duymalıyız.
Toplumun Rolü: Kullandıkça Evrilen Dil
Toplumun dil üzerindeki etkisi, dilin sadece yazılı metinlerden ibaret olmadığını gösterir. İnsanlar arasında sürekli bir iletişim vardır ve bu iletişimde kelimeler evrilir, değişir. Eğer insanlar sürekli olarak “vallaha” derlerse, zamanla bu kelime de Türkçenin bir parçası haline gelebilir. Bunu yalnızca halk dilinin doğal bir evrimi olarak görmek mümkündür. Günümüzde dil, yazılı kurallardan çok, insanın bir iletişim aracı olarak hayatında varlığını sürdürmektedir.
Sonuç: “Vallaha” mı “Vallahi” mi?
Sonuç olarak, “Vallaha”nın doğru yazımı meselesi, dilin nasıl kullanıldığı ve kuralların nasıl şekillendiği ile ilgili çok katmanlı bir tartışmadır. Mühendis olarak bakıldığında, kesinlikle doğru yazım “Vallahi”dir; ancak içimdeki insan, dilin halkın kullanımıyla nasıl şekillendiğini ve değiştiğini de göz önünde bulundurur. Sonuçta, dil her zaman insanlar tarafından yaratılır ve şekillendirilir. Kuralların olması önemli olmakla birlikte, dilin dinamizmi de göz ardı edilmemelidir.