Felsefe Taşı Gerçek Mi? Antropolojik Bir Perspektiften Bakış Felsefe Taşı… Binlerce yıl boyunca insanlığın en büyük arayışlarından biri olmuştur. Sonsuz hayat, zenginlik ve bilgeliğin anahtarı olarak anlatılan bu efsane, insanlık tarihinin derinliklerine kök salmıştır. Ancak bu taş, yalnızca batı mitolojisinin ya da simyacılığın sınırlarında mı var? Felsefe Taşı’nın gerçekte var olup olmadığını sorgularken, belki de daha önemli bir soru var: Felsefe Taşı’nın anlamı, farklı kültürlerde nasıl şekillendi ve insan kimliğiyle nasıl bir bağlantı kurdu? Birçok kültürde bu efsane farklı biçimlerde yer bulmuş, simgesel anlamlar kazanmıştır. Ancak Felsefe Taşı, sadece bir nesne veya maddenin ötesinde bir kavram, belki de bir ideal…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Beyza İsmi Kur’an’da Hangi Ayette Geçiyor? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin gücü, insan ruhu üzerinde derin izler bırakabilir. Her bir harf, bir anlam taşımanın ötesinde, bir anlatı biçiminde hayat bulur. Yazılı ve sözlü edebiyat, insan deneyiminin en özgün yansımasıdır. Anlatıların derinliklerine girdiğimizde, kelimeler yalnızca anlamın taşıyıcıları değil, aynı zamanda kültürlerin, zamanların ve bireysel hikayelerin şekillendiricileridir. İsimler de bu anlatılarda önemli bir yer tutar. Bir isim, bir kimliği simgeler, bir kişiliğin arketipini taşır. Peki, “Beyza” ismi Kur’an’da hangi ayette geçiyor ve bu ismin edebi boyutları nelerdir? Gelin, bu soruyu hem edebiyatın hem de kutsal metinlerin ışığında keşfedelim. Beyza İsmi ve Kur’an’daki…
Yorum BırakÖzbekistan Ne Zaman Latin Alfabesine Geçti? Bir Devrimin Tarihi Bir zamanlar, bilmediğimiz bir dünya vardı. O dünyada, her şey kendi düzeni içinde işlerdi, ama tüm bu düzen bir anda değişti. 1991 yılında, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, Orta Asya’daki birçok eski Sovyet Cumhuriyeti, bağımsızlıklarını ilan etti. Özbekistan da bu ülkelerden biriydi. Ancak bağımsızlık, sadece coğrafi bir değişimi değil, kültürel, dilsel ve yazı sistemine dair devrimsel bir dönüşümü de beraberinde getirdi. Peki, Özbekistan’ın Latin alfabesine geçişi, sadece bir yazı değişikliği mi, yoksa daha derin bir toplumsal dönüşümün parçası mıydı? Bu yazıda, bu tarihi değişimin ardındaki sebepleri, toplumsal etkilerini ve günümüzdeki yansımalarını derinlemesine…
Yorum BırakTürkçeyi Derken’yi Ayrılır mı? İktidar, Dil ve Demokrasi Üzerine Bir Siyasal İnceleme Dil, bir toplumun kültürünü, tarihini ve değerlerini yansıtan güçlü bir araçtır. Ancak dil sadece iletişim aracı olmanın ötesinde, iktidar ilişkilerini, toplumsal düzeni ve ideolojilerin egemenliğini de şekillendirir. Kelimeler, tıpkı birer siyasi strateji gibi, toplumu yönlendirebilir, belirli bir düşünceyi ya da ideolojiyi meşrulaştırabilir. Dilin işlevselliği, toplumların nasıl organize olduğuyla ve bu organizasyonun ne kadar katılımcı, eşitlikçi ya da dışlayıcı olduğuyla doğrudan ilişkilidir. Bu yazıda, dildeki bir ayrımın, “derken’yi” kullanımının, güç ilişkileri, iktidar yapıları ve demokratik katılımla nasıl bağlantılı olabileceğini tartışacağız. Belki de, Türkçedeki bu küçük dilsel fark, büyük siyasal…
Yorum BırakPopüler Sektör Nedir? Pedagojik Bir Bakış Eğitim, bir insanın hayatındaki en güçlü dönüştürücü güçlerden biridir. Her bireyin öğrenme yolculuğu, yalnızca bilgi edinmekle kalmaz, aynı zamanda dünyayı anlamlandırma ve kendini keşfetme sürecidir. Öğrenme, toplumsal normlar, kültürel değerler ve bireysel hedeflerle şekillenir. Eğitim dünyasında ise, sürekli olarak “popüler” veya “gelişen” sektörlerin ne olduğu tartışılır. Bu sektörel değişim, eğitimcilerin ve öğrencilerin yaklaşım biçimlerini, öğretim yöntemlerini ve teknolojiyi nasıl kullandıklarını etkileyebilir. Peki, popüler sektör nedir ve eğitimle ne gibi bağlantıları vardır? Bu yazıda, “popüler sektör” kavramını pedagojik bir perspektiften inceleyecek; öğrenme teorileri, öğretim yöntemleri ve teknolojinin eğitime etkisi üzerinde duracağız. Ayrıca, pedagojinin toplumsal boyutları…
Yorum BırakKonyalı Saat Kaç Günde Gelir? Siyaset Bilimi Perspektifinden Güç, İktidar ve Demokrasi Bir şehir, bir yolculuk ve nihayetinde bir saat… Ancak bu saat sadece bir zaman ölçüsü değil; bir toplumun yapısını, iktidar ilişkilerini, yurttaşlık olgusunu ve demokrasinin nasıl işlediğini anlamamıza yardımcı olabilecek güçlü bir metafor. Konyalı’nın saatinin kaç günde geleceği sorusu, yüzeyde gündelik bir merak olabilirken, derinlemesine incelendiğinde toplumsal düzen, güç ilişkileri ve devletin meşruiyeti üzerine önemli sorular gündeme getirebilir. Bir bakıma, bu soru, iktidarın sınırlarını, yurttaşın devlete olan bağlılık düzeyini, demokratik katılımın nasıl şekillendiğini anlamamıza yardımcı olabilir. Saatin gelişi meselesi, adeta bir toplumun işleyişinin yansıması gibidir. Saatin zamanında gelmemesi,…
Yorum Bırakİngilizcede “Eda” Nasıl Yazılır?: Felsefi Bir Bakış Bir isim, kimliğin ilk ifadesidir. Ancak, bir ismin doğru bir şekilde yazılması, yalnızca dilsel bir sorundan çok daha fazlasını içerir. “Eda” ismini İngilizcede yazarken, acaba biz sadece bir dilbilgisel işlem mi yapıyoruz, yoksa dilin ve kimliğin özüne dair derin bir düşünsel soruya mı cevap arıyoruz? Bu soruya, sadece kelimenin doğru bir biçimde aktarılmasıyla cevap verilmiş olur mu, yoksa dilin sınırlamaları, kültürel anlamlar ve kişisel kimlikler bu süreci daha karmaşık hale mi getirir? Felsefe, bu tür soruları sorgulamayı ve onları anlamaya çalışmayı ilke edinir. Günlük yaşamın en sıradan sorularından biri gibi görünen “Eda İngilizcede…
Yorum BırakBilişim Bölümü Okuyanlar Ne Kadar Maaş Alır? Ekonomi Perspektifinden Bir Analiz Bir ekonomist olarak, her zaman temel bir soruyla başlarım: Kaynaklar kıt, kararlar zorlu. İnsanlar, belirli bir kaynağı (zaman, emek, sermaye vb.) seçerken, bu seçimin karşısında kaybedilen alternatiflerin değerini dikkate alır. Bu bakış açısıyla, “Bilişim bölümü okuyanlar ne kadar maaş alır?” sorusu, aslında daha derin bir ekonomik analizi gerektiriyor. Çünkü maaş, yalnızca bir işin bedeli değil, aynı zamanda piyasadaki arz ve talep, bireysel seçimler ve toplumsal yapılarla şekillenen bir sonuçtur. Bu yazıda, bilişim sektöründeki maaşları mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi perspektifinden ele alarak, çeşitli ekonomik faktörlerin nasıl etkileşime girdiğini inceleyeceğiz.…
Yorum BırakApartlarda Kız ve Erkek Karışık Mı? Toplumsal Yapılar ve Cinsiyet Rolleri Üzerine Bir İnceleme Toplumların nasıl işlediğini anlamak için, çoğu zaman göz ardı ettiğimiz, günlük yaşamın sıradan ama bir o kadar da önemli detaylarına bakmak gerekir. Apartlarda kız ve erkeklerin karışık olup olmadığı sorusu da, belki de basit bir yaşam alanı düzenlemesinin ötesinde, toplumsal yapıları, kültürel normları ve güç ilişkilerini sorgulayan derin bir sorudur. Bu tür sorular, aslında toplumun bireyleri nasıl şekillendirdiğini, cinsiyet rollerinin nasıl yapılandığını ve toplumsal eşitsizliklerin nerelerde karşımıza çıktığını anlamamıza yardımcı olur. Bir apartmanda ya da yurtlarda kız ve erkeklerin birlikte yaşayıp yaşamadığı, sadece fiziksel bir düzenlemenin…
Yorum BırakŞüpheli Olmak Sicile İşler Mi? Toplumsal Yapılar ve Bireyler Arasındaki İlişki Herkesin yaşamında bir an gelir ki, toplumun gözünde şüpheli hale geliriz. Belki bir yanlış anlamadan, belki de toplumun dayattığı normlar ve etiketler yüzünden. Peki, toplum bizi şüpheli olarak etiketlediğinde, bu etiket hayatımızda nasıl bir yer edinir? Bu yazıda, “şüpheli olmak” kavramını, toplumsal yapılar, cinsiyet rolleri, kültürel pratikler ve güç ilişkileri üzerinden inceleyecek, bireylerin ve toplulukların bu etiketle nasıl şekillendiğini anlamaya çalışacağız. Ve en önemlisi, şüpheli olmanın sicile işlemesinin toplumsal adalet ve eşitsizlik bağlamındaki anlamını sorgulayacağız. Bunu yaparken, yalnızca toplumsal yapıları analiz etmeye çalışmayacağız; kişisel gözlemlerimiz ve günlük yaşamda karşılaştığımız…
Yorum Bırak